Neredeyiz?
Neredeyiz? - Agamben
Cehennemde. Bu farkındalıktan başlamayan her tartışma asılsızdır. Kendimizi bulduğumuz katmanlar dikey olarak dizilmemiş, dünya boyunca dağıtılmıştır. İnsanlar nerede bir araya gelseler cehennem üretirler. Katmanlar ve siperler etrafımızda her yerde ve Goya’nın caprichos’unda olduğu gibi onları yöneten şeytanları tanıyoruz.
Cehennemde ne yapabiliriz? İtalo’nun dediği gibi iyi olan şeylerin küçük parçalarını, cehennemin ortasında cehennem olmayan şeyleri korumaktan başka pek bir şey yapamayız. Ama onlar da kirletilmiştir, bütünü ya da bir parçası, her türlü kaçış yok. Onun yerine dur, sessiz ol, gözlemle ve doğru anda konuş, cehennemin yattığı yalanlar perdesini yok et. Çünkü cehennemin kendisi de bir yalan; mutlu, basit, anarşik var oluşa, cehennem-olmayana gidişi engelleyen bir yalanlar yalanı. Devletsizliği, devletle kaplar cehennem, sanki hep içine kayıtlı olduğun siperler ve katmanlardan başka bir ihtimal yokmuş gibi. Devletin artık var olmadığı; mümkünün, tek hakiki gerçekliğin dışarı fışkırdığı nokta ol. Olay, şeytanların seni davet ettiği gibi mümkün olanın farkına varmak değil; mümkün olanı gerçekleştirmek, dominant ideolojinin her yerde ve öncelikle siyasette uygulamak istediği gerçeklerin kaçınılmazlığından bir çıkış yolu bulmak. Etrandaki cehennem kargaşasında herkes şeytanca, teknik olarak bedeli ne olursa olsun mümkün olanı gerçekleştirmeye çalışırken senin için her devlet, her şey, her ot sapı, eğer onları hakikatinde algılarsan, tekrardan sessiz ve berrakça mümkün hale gelir.